Fitoterapi

Okunma Sayısı
17305

Fitoterapi Nedir?
 

Farmakoloji biliminin bir dalı olan fitoterapi, bazı bitkilerin içerisinde yer alan kimyasal maddelerin, hiç bir izolasyon işleminden geçirilmeden ilaç gibi kullanılması olarak özetlenebilir. Bu tedavi yönteminde kullanılan bitkiler bazı vitaminler, mineraller, organik asitler, eter yağları, oligo – elementler, karbonhidratlar, fermentler, hormonlar ve proteinler içerir. Bir başka deyişle vücut için faydalı bir içeriğe sahip olan bitkiler bu tedavi yönteminde kullanılır. Hem hastalıkların tedavisinde hem de tedbir amaçlı olarak yüzyıllardır şifalı bitkilerin kullanıldığı bilinir. Ancak bilinmesi gereken önemli bir husus var. Bitkilerin tedavi edici etkisi çok yavaş ortaya çıkar. Kalıcı olur ve tamamen doğal bir tedavi metodudur. Diğer tedavi yöntemlerine nazaran daha doğal ve daha ekonomik olduğunu da belirtmek gerekir. 

Şifalı olarak kategorize ettiğimiz bitkiler, doğru şekilde kullanıldığında vücudun bozulmuş dengelerini düzeltebilmektedir. Gezegenimizdeki tüm enerji kaynaklarının özü güneştir. Bu bitkilerde güneşteki enerjinin vücudumuz tarafından kullanılabilir. Fitoterapi de tüm bu bitkilerin faydalarından istifade etme amaçlı olarak uygulanan bir tedaviler bütünü olarak adlandırılabilir. 
 
 

Fitoterapide Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

 
Fitoterapi
- İlaçlar sentez yolu ile elde edilen kimyasal maddelerdir. Bitkiler ise ilaçlar ile kıyaslandığında daha fazla fayda içerirken daha az yan etkide bulunurlar. Bu yönü, günümüzde bitkilerin geçmiş yıllara nazaran daha fazla alanda, daha yoğun şekilde kullanılmaya başlanmasını da beraberinde getirmiştir. Elbette bitkilerin faydalarından istifade etmek, ancak doğru şekilde kullanılmaları ile mümkün olabilmektedir. Bilinçsiz kullanım tedavi bir yana, pek çok hastalığın ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Eğer bitkilerin şifasından faydalanmak istiyorsanız öncelikle bir hekime danışmalısınız. Hekimin önerdiği bitkiyi, önerdiği şekilde ve dozda kullanmanız gerekiyor. 
 
- Bitkilerin tedavi amacıyla ilk olarak ne zaman kullanıldığı bilinmiyor. Dolayısıyla insanlık tarihi kadar eski bir yöntem olduğu düşünülüyor. Ancak buna karşın tıp fakültelerinin eğitim müfredatlarında halen fitoterapinin yer almadığı ve halen “alternatif tedavi yöntemi” olarak değerlendirildiğini de bilmenizi isterim. Bu durum fitoterapi uygulamalarını, tıp eğitimi almamış, bilinçsiz kişilerin yapmasının da yolunu açmaktadır. Pek çoğu yanlış bilgiler ile uygulama yaptığından yeni hastalıklara sebebiyet verebilmektedir. 
 
- Tarım çalışmalarında artık çok fazla miktarda kimyasal madde kullanılıyor. Bu kimyasal maddeler genellikle zehir ya da hormon olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla bitkilerin de genetiği bozuluyor ve bitkiler faydalı içeriklerini kaybediyor. Bununla da kalmayıp insan vücuduna zarar veren maddeleri tüketim yolu ile almamızı sağlıyorlar. Tarımda kullanılan kimyasal maddeler allerji, virütik hastalıklar, kan hücresi bozuklukları, bağışıklık sistemi bozuklukları ve daha pek çok neticeye sebep oluyor. Bunlar arasında en yaygın olanı ise 
kanser... Günümüz koşullarında bir hayli zahmetli olsa da, şifalı bitkilerin kimyasal madde kullanılmadan yetiştirilmiş olanları kullanılmaya özen gösterilmelidir. 
 
Fitoterapi
 

Bitkilerin Yan Etkileri Var mı?

 
Tedavi amacıyla üretilmiş olan ilaçlar çeşitli toksik maddeler içerir. Bu da alerjik reaksiyonlara ve hemotolojik yan etkilere neden olabilir. Özellikle ilaçların uzun süre kullanılması durumunda bu yan etkiler de artabiliyor. Şifalı bitkiler ile yapılan tedavi bu noktada önemini çok daha fazla ortaya çıkarıyor. Çünkü şifalı bitkilerde, yan etkiye neden olabilen kimyasalların etkisini ortadan kaldıran maddeler de bulunuyor. Dolayısıyla biyolojik bakımdan insan vücudu ile çok daha uyumlu olabiliyor. Örneğin kansızlık tedavisinde kullanılan ilaçların pek çok yan etkisi mevcut. Fakat kansızlık tedavisinde kullanılan bitkinin hiç bir yan etkisi yok. Çok uzun süreli tedavilerde dahi bitkilerin faydasından güvenle istifade edilebiliyor. 
 
Fitoterapi
Şifalı Bitkiler Nasıl Hazırlanır?
Şifalı bitkiler kullanılarak uygulanan tedavi iki etapta değerlendirilmelidir. Bunların ilki semptomların izolesi için müstahzar ilaçlar kullanılarak uygulanan tedavidir. Ardından şifalı bitkiler kullanılarak uygulanan ve daha uzun süreli olan ikinci etaba geçilmelidir. Bu sayede bir yandan uzun süreli ilaç kullanımının zararları ortadan kaldırılmış, diğer yandan ilaçların yan etkileri de olabildiğince azaltılmış olmaktadır. 
 
Şifalı bitkiler kullanarak evde bir ilaç hazırlamak kesinlikle bilgi gerektirir. Genellikle bitkinin suya daldırılması ve içerisindeki etken maddenin suya geçmesinin sağlanmasıdır. Su  hasta tarafından içilir ve böylece bitkinin etken maddesinden hasta istifade etmiş olur. Ancak bazı bitkilerin etken maddesini suya salması için kaynatılması gerekir. Bazı bitkilerin de kurutulması gerekmektedir. Hangi bitkinin nasıl kullanılması gerektiğinin çok iyi bilinmesi gerekir. 
 
İşte bu nedenle şifalı bitkiler kullanılarak uygulanan tedavi bilinçli ve bilgili kişiler tarafından uygulanmalıdır. Sağlığın korunması için de bilinçli bir tedavi uygulaması şart. Bir örnek vermek gerekirse, halk arasında yaygın şekilde kullanılan sinameki bitkisinden söz edebilirim. Kabızlık problemine iyi gelen bir bitkidir. Ancak uzun süre kullanıldığında bağırsak tembelliğine ve kalın bağırsak hastalıklarına neden olmaktadır. 
 
 
Dünyada Modern Tıbbın Bitkisel Tedavi Yöntemlerine Bakışı
 
İlaç sanayi bu denli gelişme gösterene dek tüm tedavilerde bitkiler kullanılırdı. Kanamayı durdurmak için dahi bitkilerin şifasından medet umulurdu. İlaç sanayinin bir anda büyük bir gelişim göstermesiyle beraber ilaç kullanımı, şifalı bitki kullanımının önüne geçti. İlaçların aslında ne denli yan etkilerinin olduğunun anlaşılması ise bitkilere yeniden bir dönüş olmsını beraberinde getirdi. Günümüzde farklı hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek binlerce şifalı bitki bulunuyor. Bu alanda çeşitli araştırmalar yapılmaya devam ediliyor. Son 30 ila 40 yıllık dönemde ise bitkiler ile ilgili laboratuvar çalışmalarında büyük başarılar elde eden ülke Almanya oldu. Almanya günümüzde bu alanda dünya genelinde lider konumda. Pek çok ülke, Almanya Sağlık Sistemi tarafından onay almış bitkisel ilaçlara güveniyor ve kendi ülkesinde de satışına müsaade ediyor. Bu da Almanya’nın dünya genelindeki konumunu kanıtlar niteliktedir. 
 
Bitkiler yalnızca suya konarak kullanılmıyor. Aynı zamanda onlarca farklı ilacın da hammaddesi olarak kullanılıyor. Bu nedenle bitkilerle tedavinin alternatif tıp olarak değerlendirilmesi taraftarı değilim. Zira Almanya’da bitkilerin tedavi edici etkileri her alanda kullanılıyor ve başarılı neticeler elde edildiği de ortadadır. 
 
Almanya Sağlık Sigortası Sistemi, bitkisel olarak hazırlanan ilaçların ücretini öder. Ülkemizde de Almanya’dan ruhsat almış olan bitkisel ilaçlar reçete ile satılmaktadır. Dünyanın pek çok ülkesinde bitkisel ilaçlara ve tedavi yöntemlerine bakış açısı Almanya ile benzerlik göstermektedir. 
 
Şifalı Bitkiler ile Tedavide Püf Noktalar
  • En önemli husus, bitkilerin hekim ya da uzman önerisiyle hazırlanması gerektiğidir.
  • Bitkiler uzun süre kaynatılmamalıdır. Tadı nahoş olan bitkiler şeker ile değil bal ile tatlandırılmalıdır.
  • Bitkisel tedavi uzun vadede yanıt verir. Kısa sürede sonuç almayı beklemeyin. 
  • Öz suyu acı olan şifalı bitkiler genellikle kanı temizleyen niteliktedir. Büyük faydası olur. 
  • Pek çok şifalı bitkinin yan etkisi, yine aynı bitkinin başka bir bölümü ile telafi edilebilir. Bu durumu sinekler ile açıklayabilirim. Sineklerin bir kanadı zehirli, diğer kanadı ise panzehirdir. Aynı durum bitkiler için de geçerlidir. Kayısı ishal yaptığında çekirdeği yenmelidir. İshali çekirdek keser. Fındık kaşıntı ya da sivilce yaptığında yaprağı kullanılmalıdır. Yaprağı bu etkiyi ortadan kaldırır. 
  • Kayısı, incir ve şeftali meyvelerinin hazmı kolay kılan etkisi, onlarca hazmı kolaylaştıran bitkiden çok daha fazladır. 
  • İçilerek tedavi edilen bir hastalıkta kullanılan bitkinin tedavi edici etkisi, sürülerek de elde edilir. Sürülerek tedavide kullanılan bitki aynı zamanda içilerek de kullanılabilir. Ancak bu durum her bitki için geçerli değil. Bazı bitkiler içildiğinde zehirleyebilir. 
  • Bitkiler gölgede kurutulmalıdır. Güneş ışığına direk olarak maruz kalan bitkilerin içerdiği faydalı maddeler kayba uğrar. 
  • Çamaşır makinesine sirke eklemeniz, yıkadığınız çamaşırların tüm bakteri ve mikroplarından arınmasını sağlar. Sirke kuvvetli bir dezenfektandır. 
  • Nohut, fasulye ve mercimek gibi bakliyatların suları beyazlatıcı etkiye sahiptir. Çamaşırların beyazlatılmasında kullanılabilir. 
  • Bitkilerde “ne kadar çok bitki kullanılırsa, karışım o kadar iyi gelir” düşüncesi yanlıştır. Bitkileri bir araya getirip karıştırdıkça faydalı etkileri azalır. Her bir bitki, diğer bitkinin faydasını öldürür. BU nedenle çok fazla bitkiyi karıştırarak kullanmaktan kaçının. Zira bilinçsizce hazırladığınız karışımlar ile zehirli maddelerin oluşmasına dahi neden olabilirsiniz. Bu durumda bitkilerin tüm faydalı maddelerini yitirdiğini de asla unutmayın. 
  • Meyve ve sebzeler de tedavi amaçlı olarak kullanılabilir. Her meyvenin ve sebzenin faydasını öğrendiğinizde pek çok hastalığa şifalı bitkiler kadar iyi geldiğini görebilirsiniz. Pek çok hastalık sebze ve meyvelerle tedavi edilebildiği gibi hastalıkları önlemekte de büyük faydaları bulunmaktadır. Bu nedenle sebze ağırlıklı olarak beslenmeye özen göstermelisiniz. 
  • Çok yönlü şifa verici bitkiler kategorisinde değerlendirilen bal, çörek otu, misvak, sarımsak, hurma gibi gıdaları düzenli olarak tüketebilirsiniz. Böylece sağlığınıza önemli yatırımlarda bulunmuş olacaksınız. 
  • Çok kısa sürede çok fazla sayıda tedavi yöntemini denemek vücudunuza zarar verebilir. Eğer şifalı bitkiler ile tedavi olmayı tercih ediyorsanız, kısa sürede fayda görmeyi beklemeyin. Sabırlı olmalısınız ve hemen bitkilerden vazgeçerek farklı tedavi yöntemlerine yönelmemelisiniz. 
  • Doğadaki hayvanların büyük bölümü hasta olduklarında içgüdülerini kullanırlar. Hastalıklarına iyi gelecek olan otu bulur ve tüketirler. Yılanların kış uykusundan uyandıktan hemen sonra rezene otunu bularak gözlerini bu ota sürtmesi, konuya güzel bir örnek olacaktır. Çünkü rezene yılanların göz sağlığına iyi gelir, daha net görmelerini sağlar.
  • İçerisinde sümüksü yapıda bir madde bulunan bitkiler genellikle vücuttaki iltihapları yok edici özelliktedir. Aynı zamanda bu bitkiler cildin temizlenmesi amacıyla da kullanılır. Yara iyileşmesini hızlandıran ve iltihap gideren otlara ıhlamur, keten tohumu ve sinirli ot örnek verilebilir. 
  • Ağaçlarda kendiliğinden ortaya çıkan sakızların tümü yara iyileştirici özelliğe sahiptir. Yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlamak amacıyla ağaların insanlara bir hediyesi olan macun kıvamındaki sakızlar kullanılabilir. 
 
Sonuç olarak doğa aslında tüm hastalıkların şifa kaynağıdır. Uzun yıllardır hastalarıma şifalı bitki çayları önerilerinde bulunurum. Önemli olan bitkileri doğru kullanmak ve sağlığımızı güçlendirmek isterken zarar vermekten kaçınmaktır. Faydasını ya da nasıl içerisindeki özünü çıkardığını bilmediğiniz bitkileri asla gelişigüzel yöntemler ile hazırlayarak kullanmayın. Bitkisel tedavide sabırlı olun ve kısa vadede ani sonuçlar beklemeyin. 
 

Fitoterapi